Başrolünde Joaquin Phoenix’in olduğu 2019 yılının en çok beklenilen filmi Joker sonunda vizyona girdi. Son yıllarda kan kaybeden DC, ilk solo Joker filmiyle aramıza dönmüş oldu. Bırakın fragmanı, filmin söylentilerinin çıktığı ilk günden beri akıllarda tek bir soru vardı. “Film, Heath Ledger’in oscarlık performansının gölgesinde kalacak mıydı?” Ancak hiç kimse Joaquin Phoenix’in bu sıradaşı performansını hesaba katmamıştı. Oscar şimdiden hayırlı olsun!
Filmin fragmanı ilk yayınlandığında bunun bir aksiyon filmi olmayacağını ve bambaşka bir Joker filmi izleyeceğimizi anlamıştık. Bu yüzden bu filme aksiyon beklentisi ile gitmek çok yanlış olur. Çünkü hayata tutunmaya çalışan birinin nasıl yavaş yavaş Joker karakterine dönüştüğüne tanıklık ediyoruz. Bu çok sık rastladığımız bir durum değil. Genelde süper kahramanımızın başına kötü bir olay gelir ve onun gelişim sürecini izleriz. Filmin sonunda süper kahraman kötüleri yener ve kapanış. Ancak bu zamana kadar kötü bir karakterin nasıl bu yola girdiğini hiç düşünmemiştik. Daha doğrusu düşünmeye itilmemiştik. İlk kez yukarıdan değil, dibi görmüş bir karakterin gözünden bir film izledik ve sınıf çatışmasını net bir şekilde gözlemledik. İşin garip olan kısmı, film boyunca Joker’in içinde bulunduğu ruh halini ister istemez yaşıyorsunuz ve yaptıklarına kendinizi hak verirken buluyorsunuz. Film, seyirciye öyle bir empati yaptırıyor ki karakterle resmen bağ kuruyorsunuz.
Joker’in Geçmişi
Şimdiye kadar Joker’in ne geçmişini biliyorduk ne de gerçek adını. Ancak Joker’in nasıl bir karakter olduğu hakkında hepimizin az çok bir fikri vardı. Filmde Joker dışında iyi bir karakter figürü göremedik. Her karakterin içinde beslediği gerçek kötülük eninde sonunda karşımıza çıkıyor. Joker’in bildiğimiz karakterinin aksine filmin büyük bir çoğunluğunda onu insanları güldürmeye ve onun iyi bir insan olmak için çabaladığını görüyoruz. Ancak yozlaşan sistem ve insanların davranışları onu bu kötü yola sürüklüyor. Bu durum seyirciyi de düşünmeye itiyor. Psikolojik destek görmesi gereken kişilere destek olmayarak onları bu yola biz mi sokuyoruz? Onların suçlu olmasında bizim de bir payımız var mı? Film kafanızda bu tarz soruların oluşmasına neden oluyor.
“Eskiden hayatımın bir trajedi olduğunu düşünürdüm. Fakat şimdi fark ediyorum ki, bu bir komediymiş.”
Jokerin yaptıkları konusunda bir nebze ona hak versem de olaya farklı bir açından bakmak istiyorum. Joker gibi karakterler yaşadıkları kötü olayların diğer insanlar tarafından anlaşılması için adaleti kendileri sağlamaya çalışıyor ve kısasa kısas yapıyor. Ancak süper kahraman diye nitelendirdiğimiz karakterler, geçmişte başlarına kötü olaylar gelmesine rağmen başka insanların başına aynı kötülük gelmemesi için uğraşıyor. İşte iyi ve kötü tam bu ince çizgide ayrışıyor.
Heath Ledger vs Joaquin Phoenix
Joker filmini konuşurken dönüp dolaşıp konu yine her seferinde yazımın başında da söylediğim gibi aynı yere geliyor. “Kimin performansı daha iyiydi?”
Şartların eşit olmadığından dolayı bu kıyaslamayı mantıklı bulmuyorum. Çünkü Joker filminin senaryosu Joaquin Phoenix’e özel olarak kurgulandı. Filmin başından sonuna kadar Phoenix’in ön planda olduğu bir film izledik. Ancak 2008 yılında Dark Knight çıktığında filmde ön planda olan neredeyse 6-7 oyuncu vardı. Heath Ledger; Batman, Dedektif Gordon, Alfred, Harvey Dent , Lucius Fox , Rachel gibi karakterlerin ve bunları canlandıran usta oyuncuların arasından sıyrılıp Joker karakterinin saygı görmesini sağladı. Üstelik ona ayrılan süre neredeyse 30 dakika bile olmamasına rağmen. O zamana kadar Joker karakteri bu kadar saygı ve ilgi gören bir karakter değildi. Heath Ledger, Joker karakterine kendinden bir şeyler katarak bu karakterin şu anki ilgiye ulaşmasını sağladı. Belki de şu anda Joker solo filmi izliyorsak onun açtığı bu yol sayesindedir.
Bu iki inanılmaz performansı kıyaslayabilmek için benzer şartların oluşması gerektiğini düşünüyorum. Artık bu mümkün olmadığına göre bunu tartışmak yerine birbirinden farklı iki muhteşem canlandırmanın tadını çıkarmalıyız. Belki bundan önceki Joker canlandırmalarını daha çok sevmiş olabilirsiniz. Kararı size bırakıyorum.

Spoilerlı incelemeye geçmeden önce Joker’in yeni makyajının ve gözlerindeki farklılığın yakıştığını düşünüyorum. Açılış sahnesinde makyajını yaparken ki Batman detayında yönetmen Todd Phillips çok iyi çıkarmış, tebrik etmek lazım. Eğer SPOILER butonuna tıklamazsanız herhangi bir spoiler yemezsiniz.

“Umarım ölümüm hayatımdan daha mantıklı olur”
[su_spoiler title=”SPOILER KISMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN” open=”no” style=”default” icon=”plus” anchor=”” class=””]
Wayne ailesinin büyük eylem gününde sinemaya gitmesi çok mantıksızdı. Yine klasikleşmiş inci kolye sahnesi izletmek için böyle bir bağlantı yapılmış. Ne kadar sinema olayı içime sinmemiş olsa da Batman’in ailesinin Joker maskeli biri tarafından öldürüldüğü sahne tatmin ediciydi.
Filmi tamamen Joker’in gözünden izledik ve herhangi bir karakterin bakış açısını filmde göremedik. Sadece yan komşu olayının gerçekten olmadığını anladık. Onun dışında filmde tamamen Joker’in bakışı hakimdi. Bu yüzden yaşananların gerçek mi yoksa onun kendi kafasındaki kurgu mu olduğunu anlamak oldukça zor. Mesela annesi gerçekten delirdi mi yoksa her şeyi yapma gücüne sahip olan Thomas Wayne mi o hastane evraklarını hazırlattı asla bilemeyeceğiz. Çünkü Joker kendi adaletini sağladı. “Acaba Thomas Wayne böyle bir kurgu yapmış olabilir mi?” derken Joker’in annesinin fotoğrafının arkasında “Sevgilerle TW” detayını gördük. Filmin sonunda da Joker’in kahkaha atarak aklıma komik bir şey geldi dedikten sonra “Anlatsam anlamazsın.” demesi bir acaba dedirttiriyor. Bu tarz sahneler yaşanan bütün olayların gerçekliğini sorgulamamızı sağlıyor. Yönetmenin de aynen bu ikileme düşmemizi istediğini düşünüyorum.
Kahkaha sahnelerinde herhangi bir efekt kullanılmamış. Bu sahneler gerçekten etkileyiciydi. Televizyon programına çıkmadan önce evde kendi kendine yaptığı pratik sahnesi de en iyi sahnelerdendi ve dans sahnelerinde de aşırı keyif aldığımı söyleyebilirim. Zaten Phoenix, bu sahneler için özel olarak hazırlandığını açıklamıştı. Film sonunda Joker’in kendini öldürmesini beklerken yaptığı sürpriz herkesi şaşırttı. O sahneden hemen önce yaptığı konuşma da uzun yıllar gündemden düşmeyecek gibi duruyor. Filmin sonuna gelirken birçok sahnede final yapmasını bekledik. Polis arabasında giderken, yüzündeki kanla suratına yaptığı gülme ifadesi gibi birkaç sahnede tam bitecek derken yine kafada soru işaretleri bırakacak şekilde final yaptı. Gordon’a da bir selam verilebilirdi, son ana kadar acaba çıkacak mı diye bekledim ama olmadı. O da olsaydı hiç fena olmazdı.
[/su_spoiler]
Joker filmi farklı bir hava yaratarak seyircilerden geçer not aldı. Öyle ki şu anda IMDB puanı 9/10 ve en iyi filmler oylamasında kendine 10. sıradan yer buldu. Etkileyici bir sonla seyircinin üzerinde iz bırakan film “Acaba devam filmi gelecek mi?” sorusunu da yanında getirdi. Eğer devam filmi gelecekse Harley Quinn’i de bu filmde görmek isteriz. Ancak seyirci, farklı bir evren olan Suicide Squad’ın Harley Quinn’ini benimsemiş durumda ve bu durumu nasıl çözerler hiç bilmiyorum. Joker’i bu kadar yaşlı haliyle izlerken Bruce Wayne’i yani Batman’i küçük yaşta izledik. Batman’i de dahil etmek isterlerse yaş olayının pek uyumlu olacağını sanmıyorum. Ben devam filmi geleceğini çok zannetmiyorum ve gelmesini de çok tercih etmem, tadında bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Zaten izlediğimiz her şey Joker’in kafasındaki kurgu ve çizgi romanlarda vurgulandığı gibi “multiple choice (çoklu seçenekler)” olayı olması da muhtemel. İşin içinde Joker varsa her şey mümkün!
Filme gitmek için çok fazla düşünmenize gerek yok. Kendinize vakit yaratın ve bu filmi mutlaka kaçırmayın. İyi seyirler!