Neyi Yanlış Yapıyoruz? – Neslican Tay Anısına

Neyi Yanlış Yapıyoruz? – Neslican Tay Anısına

23 Eylül 2019 0 Yazar: Serkan Saglam

Buyazıya nasıl başlayacağımı inanın hiç bilmiyorum. Bu yazıyı yazdığım için belkifarklı düşünenler de olabilir ama ben sadece hissettiklerimi sizlere aktarmakistiyorum. Çok garip bir dünyada yaşıyoruz. Empati duygusundan uzak, sadecekendi duygularımızın ön planda olduğu bir hayatı yaşamakla o kadar meşgulüz kietrafımızda olup bitenleri fark edemiyoruz. Sanal alem hayatımızda çok büyükbir yer edinmeye başladı. Yaptığımız etkinliklerin tadını çıkarmak yerine öncesosyal medyaya fotoğrafını koymaya çalışıyoruz. İnsanların bizim hakkımızda nedüşündükleri bizim gerçekten kim olduğumuzdan daha önemli olmaya başladı. Deligibi üzgün olmamıza rağmen mutluymuş rolü yapmaya alıştık.

Ancaksosyal medyada tanıdığım biri vardı ki bana çok şey kattı. Evet, istemeden deolsa bana çok şey öğretti. En önemlisi olduğumuz durumu kabul edip onunla dalgageçmeyi,  içinde bulunduğumuz  olumsuz duruma rağmen söylenmek yerine sonunakadar savaşmayı öğretti. Onu bu kadar popüler değilken daha TEDx konuşmasınıbile yapmamışken yaklaşık 2 sene önce kendisiyle dalga geçtiği bir fotoğraflatanımıştım. Beni derinden etkilemişti çünkü hemen hemen aynı yaşlarda olmamızarağmen ben saçma sapan mevzular için moralimi bozarken o tek bacağıyla dimdikayakta duruyordu. Evet, kimden bahsettiğimi çok iyi anladınız. Neslican Tay.Yüreklere kazınan adıyla Demir Leydi!

Onunhakkında yazmak istedim çünkü sosyal medyada gördüğüm bazı şeyler beni aşırırahatsız etti. Bu yazıda o yazılan iğrenç şeylere yer vermeyeceğim ama şunu netbir şekilde söylemek istiyorum. Kanserle savaşan bir insan hakkında bile“primci” diyebilecek kadar taş kalplisiniz. Siz bu dünyada ne birini sevmeyi  ne de sevilmeyi hak ediyorsunuz.

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Bu atasözünü çok seviyorum. Çünkü insanlar kendi başlarına gelene kadar asla bir konu hakkında düşünmez, düşünmek istemez. Bundan 3 yıl önce kendi romanımdaki kanserle savaşan ve sayılı günleri kalan bir karakteri anlatabilmek için araştırmalar yapmaya başlamıştım. Filmler izledim, kitaplar okudum, insanlarla konuştum. O zamana kadar hiç düşünmediğim bir şeyi fark ettim. “Bir insan öleceğini bilse, hayatını nasıl yaşar?” Önemli olan cevap değildi, bu sorunun varlığıydı. Araştırmalarımı tamamladığımda yazmaya başladım ve o gece yazımı sabaha karşı saat 5 gibi bitirmiştim. Yazı yazarken  yazdığım karakterin psikolojisini yaşayan biri olduğum için o gece yüreğimde tarif edemeyeceğim bir duygu yoğunluğu vardı. Ben kurgu olan bir olaydan bu kadar etkilenebiliyorsam, gerçekten bunu yaşayan insanların yaşadığı duyguyu düşünemiyorum bile. Bu yüzden onun hayata bu kadar enerjik bakışıyla karşılaştığımda çok etkilenmiştim.

Biliyorum herkes onun durumuna üzüldü ama sizi üzülmekten daha fazlasına davet ediyorum. Bugün sosyal medyada paylaşım yaptıktan sonra yarın yine her şeyi unutup hayatımıza devam edenlerden olmayalım. Bu insanları anlamaya çalışalım. Onlara acıma duygusu ile yaklaşmayalım. Çünkü bu insanların bizim acıma duygumuza ihtiyaçları yok. Onlara baktığımızda suratımızı hüzün kaplamasın.  Bu insanlar sadece “sıradan” olmak istiyorlar. Bizim o beğenmediğimiz “sıradan hayatı” yaşamak  için savaş veriyorlar. Elimizdekinin değerini onu kaybetmeden önce bilelim. Evet bu dünyada Neslican Tay gibi birçok hasta var. O sadece bu mücadeleyi veren insanların sözcüsü olma fırsatını yakalamıştı. Ama ne yazık ki yemediği hakaret kalmadı. Bazen keşke bu kadar tanınmasaydı diyorum. O zamanlar çok güzeldi çünkü daha kötü insanlar onu henüz fark etmemişti ve o insanların saçma sapan düşüncelerine cevap vermek zorunda kalmıyordu.  “İnsanlar zannediyor ki tekrar tekrar kanser olurken popülerliğimin artmasından memnunum. Şaka gibisiniz kanser olmaktan bahsediyoruz hemdex4 kere bunun karşılğında milyoner olsam bile bu kadar acıyı yaşamayı asla tercih etmezdim. Popülerlikte neymiş?” Keşke bu tarz tweetler atmak zorunda bırakılmasaydı…

Artıköyle bir hal aldı ki, insanların acılarına bile saygı gösteremez olduk. Üzülmeyi,saygı göstermeyi bilmiyoruz. Duygularımızı sosyal medya üzerinden yaşamayı çokseviyoruz. Beğenilme hırsı, bütün duygularımızın önüne geçiyor. Hatta kendimizinbile.  Hayatın devam ettiği tabii ki birgerçek. Biri doğarken biri ölecek.  Amaikisinin de duygularını yaşamaktan aciziz. Bunun örneğini Neslican’da çok netbir şekilde gördük. Her ne kadar kabul edemesek de…

KeşkeNeslican’ın vefatıyla ilgili paylaşım yaptıktan hemen sonra sanki öyle bir olayyaşanmamış gibi eğlenirken paylaşımlar yapılmamış olsaydı. Duygularınız beğenilmehırsınız kadar gerçek olsaydı keşke.  İnsanlarınhakkımızda ne düşündüğünü umursamak yerine kendimizi umursasak ve hayatımızıntadını çıkarsak belki de duygularımızdaha gerçekçi olabilir. Yazıma ve Demir Leydi’ye onun bir paylaşımıyla veda etmek istiyorum.

“İnstagramı seviyorum ama herkesin her şey mükemmelmiş gibidavranmasını, kendilerini kusursuz göstermelerini sevmiyorum. Kusursuz değilizki. Kusursuz hayatlarda yaşamıyoruz. Hayatımızda acı da var, mutsuzlukta var.Bazen de kızarabiliyoruz, sivilcelerimiz olabiliyor. Ya da canımız sıkkınolabiliyor. Her şeyi buraya yansıtamayız tabi ki. Ama görüntümüze kadar illamükemmel yansıtacağız diye de bir şey yok. Ne varmış benim burnumda kemikvarsa, bacağım demirdense, bugün güzel gözükmüyorsam? Biz böyle güzeliz aslındafarkında değiliz. Herkes farklılıklarıyla güzel. Tek düze olsa çok sıkıcı olmazmıydı? Herkes aynı gözükse? Bırakın bunları. Kendinizi sevin olduğunuz gibi.Siz makyaj olmadan da, instagramın direttiği o harika vücut olmadan dagüzelsiniz farkına varın. Eşsiz bir canlıyken bu instagram trendlerine uyarakkendinizi kusursuz göstermeye çalışma adı altında herkesleştirmeyin..

Sevin kendinizi. Ruhunuz başka bir bedende can bulmayacak. Sevinbedeninizi🎈 NeslicanTay.”

Huzuriçinde uyu. 

O’nun verdiği bu mücadeleyi daha iyi anlayabilmemiz için aşağıya birkaç öneri bırakıyorum. Fırsat bulursanız mutlaka izlemenizi-okumanızı öneririm, belki bir şeyleri değiştirmeye bu filmler&kitaplar sayesinde başlayabiliriz.

Film&Kitap Önerileri

  • The Fault in Our Stars (Aynı Yıldızın Altında)
  • A Walk to Remember (Uzaktaki Anılar)
  • 50/50 (Şansa Bak)
  • My sister’s keeper (Kız Kardeşimin Hikayesi)
  • Sweet November (Kasımda Aşk Başkadır)
  • Me Before You (Senden Önce Ben)
  • The Bucket List (Şimdi ya da Asla)
  • Intouchables (Can Dostum)
  • The Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi)
  • Seven Pounds (Yedi Yaşam)
  • Kelebeğin Rüyası
  • Aynı Yıldızın Altında (Kitap)
  • Senden Önce Ben (Kitap)
  • Mavi Saçlı Kız(Kitap)
  • Sol Ayağım(Kitap)